Arama     Konular    
  Üye Ol antalya escort Ana Sayfa  ·  Konular  ·  Dosyalar  ·  Hesabınız  ·  Haber Gönder  ·  Top 10  ·  T.C Karayollari Haritasi  
Ana Menü
· Ana Sayfa
· 2. El Ilanlar
· Anketler
· Ansiklopedi
· Arkadaşına Tavsiye Et
· Arşiv
· Bize Ulaşın
· Dosyalar
· Faydalı İçerik
· Forumlar
· GizlilikPolitikasi
· Haber Gönder
· Hakkimizda
· Harita
· Konu Başlıkları
· Oyun Alanı
· Top 10
· Videolar
· Web Links
· Üye Günlüğü
· Üye Listesi
· İzlenimler
· Özel Mesajlar

Kimler Sitede
Şu an sitede, 1629 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.

Giris
Nickname

Şifre

Guvenlik Kodu: Guvenlik Kodu
Guvenlik Kodunu Yeniden Yaziniz

Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız.

Dost Siteler
www.webevi.com www.lamaorda.com www.saglikbilgisi.com www.bilgisayarbulteni.com www.thelostdownload.com www.ucretbordrosu.com


Ikiteker Motosiklet Fan Klubu - Motosiklet ve motosikletli yasam kulturu: Forums

Ikiteker Motosiklet Grubu Web Sitesi :: Başlık Görüntüleniyor - Güzel Ege Akdeniz Yolculuğu ve Zorlu Geri Dönüş
 YardımYardım   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Güzel Ege Akdeniz Yolculuğu ve Zorlu Geri Dönüş
Sayfa 1, 2  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Ikiteker Motosiklet Grubu Web Sitesi Forum Ana Sayfası -> Geziler/Toplantilar
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Beau_Ra
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Jan 03, 2008
Mesajlar: 169
Nerden: Kalkan/Kaş/ANTALYA

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 6:39 pm    Mesaj konusu: Güzel Ege Akdeniz Yolculuğu ve Zorlu Geri Dönüş Alıntıyla Cevap Ver

Merhaba ,

İkiteker'e üye olduğumdan beri forumda en zevkle okuduğum başlıklar gezi raporlarıydı. Bunları okurken , bir gün ben de yapabilecek miyim acaba diye düşünmekten kendimi alamıyordum. İşte sıra bana geldi. Aşağıdaki gezi raporumu zevkle okuyacağınızı umarım. Aslında 2 motor gidecektik , bankadan arkadaşım Ali (Alice) de gelecekti ancak hesapta olmayan bazı durumlardan dolayı gelemedi. Ben tek motor gittim , yalnız kalmamak için başka bir arkadaşımı (Cenk) çağırdım.


Uzun zamandır planlarını yaptığım gezi günü gelip çatmıştı. Rotamız önceden kabataslak belliydi. İlk gün Yenikapı'dan feribota binip , Bandırma'dan başlayıp , Gönen - Balya - İvrindi - Bergama - Aliağa üzerinden Foça'ya varmayı hedefliyorduk. Acemi olduğum ve ara yollarda daha güzel şeylerle karşılaşacağımızı düşündüğümüz için trafiğin daha yoğun olduğu Bandırma - Susurluk - Edremit- Ayvalık yolunu tercih etmemiştik. Bandırma'da feribottan inip , bir börekçide kahvalttı ettikten sonra sabah 10.00 gibi yola çıktık. Gönen yoluna girdiğimizde trafiğin çok seyrek olduğunu görüp memnun olduk.





Tarlalar arasındaki Gönen yolu bazı yerlerde çok geniş ve düzgün , bazı yerlerde ise dar ve bol çukurlu idi. Durup mola verdiğimiz zamanlar dışında , çukurlardan kaçmaktan çevreyi çok detaylı inceleyemesem de , bu yollarda gitmek , İstanbul yollarında gitmekten çok daha fazla keyif vericiydi.



Tarlalar arasından geçip , nefis çiçek ve toprak kokularını geride bırakarak , küçük , düzgün olmayan ancak çok zevkli yolda , yükselmeye başladık. Bu yol bizi çok heyecanlandırıp , çok keyiflendirmişti.




Motorum küçük olmasına rağmen iki kişiyi hiç itiraz etmeden bu eğimli yolda gayet iyi taşıdı. Aşağıdaki resimden sonra durduk. Yoldan hiç araba geçmiyordu. Motoru stop ettim ve birkaç dakika sonra egzozdan (tdk sitesinde böyle yazıyor) gelen çıtırtılar kesildi. Biz hayretler içerisinde birbirimize bakıyorduk. Mutlak sessizlik bu olsa gerekti. Etrafta hiç ses yoktu. Bu sessizliği sadece arada sırada uzaklarda öten bir kuş bozuyordu. Bizim gibi şehirlerde büyümüş çocuklar için , çok değişik bir deneyimdi.



Balya'ya varmamıza kısa bir süre kalmışken, ağaçlar arasında çok güzel ve şirin bir çeşme gördük ve burada da durduk. Birkaç saat önce betonlar arasında iken , şimdi ağaçlar arasında su şırıltısı eşliğinde iki ayrı yaşam arasındaki farkları görüp "hayat budur abi" diyorduk. Gerçekten o muydu , yoksa şehirden çıkıpta bir anda böyle bir ortama girmenin şaşkınlığıyla mı bunu söylüyorduk bilemiyorum. Sonuçta yolda gelirken tarlalar arasında çalışan insanları görmüştük. Biz keyfimize gezerken, onlar gün doğarken uyanıp çalışmaya başlamışlardı. Aslında her yerde bir mücadele , bir hayat kavgası vardı. Kafamızdaki çelişkileri bırakıp , tekrar yeşil rengin hakim olduğu yoldan , Balya'ya doğru ilerlemeye başladık. not : Burada fotoğraf makinasının ayarları ile oynadım ve bu güzel çeşmebaşının resimleri biraz kötü çıktı.





Balya Balıkesir'in küçük ve şirin bir ilçesi. Buradaki meydanda birşeyler içmek için mola verdik. Meydandaki bir kahvenin önünde 3 tane BMW gördük. Yanlarında ise mobiletler vardı. Ben de motorumu BMW abileri ile mobilet kardeşlerinin arasına soktum ve bir çeşit kaynaşma oldu. İşin ilginç yanı , oradaki koca BMW abileri yerine , kahvede oturanlar benim motoru incelediler , bana birkaç soru sordular. Bilemiyorum , belki bizden önce BMW leri de incelemişlerdir , belki de çok büyük oldukları için onlara kullanışlı gelmemiştir. Oradakiler benim motoru incelerlerken , ben de resimde tam görünmeyen arkadaki BMW F650 GS yi alıcı gözle inceledim icon_smile.gif Gerçekten çok güzel , boyu posu bana uygun , talibiz icon_smile.gif



Balya'dan çıktıktan sonra , Çakallar adında bir köye rastladık ve tabii ki burada da durarak , resim çektik icon_smile.gif Görüldü ki , motor konusunda olduğu kadar resim çekme konusunda da acemiyiz.



Çakallar'ı geçtikten sonra pek durmadık. Balıkesir - Edremit yoluna çıktık ve sonrasında hemen İvrindi yoluna girdik. İvrindiden de hiç durmadan geçtik ve güzel bir yerde tekrar kısa bir ara verdik. Özellikle bu yolu kullanmak isteyenler için fotoğraflarda yolun göründüğü resimler çekmeye çalıştık. İvrindi- Bergama yolu da çok güzel bir yol. Trafik yok denecek kadar az. 5-10 dakikada bir karşı şeritte araba görüyorsunuz, bizimle aynı yönde giden hiç arabaya rastlamadık.





Bergama da bir pidecide güzel bir pide yedik. Hesap bizleri şaşırtacak kadar uygundu. Malesef buralarda hiç fotoğraf çekmemişiz. Para çekmek için bir Yapı Kredi aradık , bunun için çarşının içine girdik. Buradaki trafik karmaşası biraz bizi sıktı açıkçası , güzel ve boş yollardan sonra. İşimizi hallettikten sonra Aliağa ya doğru yola çıktık. Aliağa da , merkezde sahile inip biraz dinlenmek istedik ancak yol yapımı nedeniyle bazı yollar kapalıydı. Bir scootercı bize yolu tarif etti ancak pek anlamadık , o yüzden önümüzdeki bir pastaneye girip , ufak tefek atıştırdık ve dinlendik.



Sonrasında ise ilk günün son durağı için yola çıktık. Yolun en keyifsiz bölümü burasıydı. Rafineri , Liman , Fabrika dumanları bizi hayal dünyamızdan kopartıp , hayatın gerçeklerini beynimize vururken , yolun kötülüğü ise manzara dışındaki diğer keyfimizi de elimizden alıyordu. Bu yolun sağ şeridi , kamyonlar tarafından berbat edilmiş. Kamyon tekerlekleri derin oluklar oluşturmuş. Bunlara girdiğim zaman , kurtulmak kolay olmuyordu. Şiddetli rüzgarın da fazla sarsıntı ve kask içinde gürültü yapmasıyla , yolculuğumuzun bu bölümü kabustan farksızdı. Herhangi bir tehlike yaşamadık , tehlike yaşamamak için çok dikkatli ve yolun gerektirdiği minimum hızda gittik. Çok yavaş gidince de herkesin bildiği gibi tehlike artıyor.

En sonunda hepsini atlatıp 17.00 gibi Yeni Foça'ya vardık. Foça ufak - klasik bir balıkçı kasabası benim gördüğüm kadarıyla. Güzel balık lokantaları bir iki tane oteli ve birkaç pansiyonu var.



Geldiğimizde denizden oldukça serin bir esinti vardı ve bu yüzden denize girmeyi , bir sonraki durağımıza kadar erteledik. Belki daha erken saatte gelseydik denize girebilirdik. Ancak her türlü durumda denizde olanlar mutlaka vardır.



Sahilde çay bahçesinde oturup , günün yorgunluğunu atarken , Foça'da görev yapan polis arkadaşım Hüseyin ile hasret giderdik. Sonrasında bizi otelimize bıraktı ve akşam yemeği için sözleşip ayrıldık.



Akşam yemeğinde güzel bir balıkçı lokantasına oturduk. Manzara gerçekten çok güzeldi , insanın içi huzurla doluyordu.






Tavuk, balık , kelle , bunlar yenir elle. Rakı-balık klişesine son , yaşasın bira-balık icon_smile.gif Valla Barbunların tadı hala damağımda , resmi tekrar görünce fena halde karnım acıktı icon_smile.gif



Yemekten sonra biraz daha oturduk ve çok geç olmadan otelin yolunu tuttuk. Çünkü ertesi gün erken yola çıkıp , çok durarak Marmaris'e gitmek istiyorduk. Sabah 08.30 gibi Foça'dan yola çıktık.



hedefimiz Marmaris.



Aydın'a kadar olan yolda anlatılacak pek birşey yok. Foça dan çıktıktan sonra ismini hatırlayamadığım bir yerde kalvaltı ettik. İzmir'de otobana çıkmadan önce yol çalışmaları yüzünden yan yollardan epey dolaştıktan sonra otoyola çıktık. Otoyolda bir mola sonrası Aydına ulaşıp yine birşeyler atıştırdık. Sonrasında Gökova'ya ulaştık. Söylenecek fazla birşey yok , işte eşsiz manzara , Gökova ve Gökova körfezi.






Gökova girişindeki kısa molamızdan sonra , tekrar Marmaris'e doğru yola koyulduk. Gerçekten çok güzel ve çok keyifli bir yol Marmaris yolu.




Marmaris'e ilk defa gittiğimiz için , kalacak yer bulmak için bayağı bir aradık. 1 gece kalacağımız için , sadece uyuyacak bir yer olsun diye düşündük ve ucuz bir pansiyon seçtik. Tek kelimeyle kötüydü. Akşam iyi müzik çalan bir yer aradık, Davy Jones Locker Rock Bar a gittik. En başta çok güzeldi , arka arkaya Pink Floyd çalarken , sonrasında sevmediğimiz şeyler çalmaya başladı. Bunun devamında ise sahneye dansöz çıkması işin tuzu biberi oldu , hemen terkettik mekanı. Meğerse , birisinin bekarlığa veda partisi varmış , o da bula bula bizim gittiğimiz günü buldu. Rock barda karşımıza çıkan dansöz , bana çölde karşılaşılabilecek kutup ayısı durumunu çağrıştırdı , pek de hayra alamet görmedim bu durumu. Ama esas kutup ayısı korkusunu dönüş yolunda yaşacakmışım da haberim yokmuş o sıralarda icon_smile.gif



Ertesi sabah yine erken saatlerde Marmaris-İçmeler den yola çıkıyoruz. Bu seferki hedefimiz Fethiye-Ölüdeniz.



Şirin Köyceğiz e girip çarşı içinde kahvaltımızı yapıyoruz. Gerçekten çok güzel bir karışık tost yedim burada.






Köyceğiz'den sonraki durağımız da Göcekti. Burası daha çok gelen yatlara yönelik bir belde. Sahile inip biraz oturup dinlendik. Tekrar yola çıktık.




Fethiye'ye varmadan yolda güzel bir yer gördük ve dinlenmek için yine mola verdik. Motorla gitmenin bir güzelliği de bu. Otobüste buralarda durma şansınız yok. Arabayla gidildiğinde ise , insanı bir an önce gideceği yere varma düşüncesi esir alıyor. Motorda ise öyle birşey yok , güzel olan her yer sizin... Bu güzel yerde olmaktan o kadar mutluyum ki , o deli virajlarda bir murat 124 ve bir renault 12 nin beni sollamış olması , karizmayı o virajlı yollarda bırakmış olmam umrumda bile değil icon_smile.gif Adamlar o virajları avuçlarının içleri gibi biliyorlar diyip geçiştiriyorum icon_smile.gif




Ve Fethiye-Ölüdeniz'e giriş yolu. Bundan sonrası kolay. Ölüdeniz'e daha önce geldiğim için gideceğim pansiyon belli, Lemon Tree. Tavsiye ederim.
Hemen üstümüzü başımızı değiştirip denize gidiyoruz. Bu sene ilk defa denize girecek olmanın heyecanı var üzerimizde icon_smile.gif






En güzeli akşam yemeğinden önce kestirmek. Yok yok , güneş altında içtiğim biralardan değil , yol yorgunluğu yol icon_smile.gif


Ölüdeniz'de akşam yemeğinden sonra oturup düzgün müzik dinleyebileceğimiz bir yer bakıyoruz. Geçen sene rock çalan bir mekan vardı , bu sene abuk subuk bi yer olmuş. Üzüldüm. Etraf , yoldan geçen turistlere şaklabanlık yaparak müşteri kapmaya çalışan elemanlarla dolu. Her türlü numaraları var , yaptıkları zor iş tabi , ama ben görmeye bile dayanamıyorum. En güzeli , bir an önce soluğu Kaş'da almak...

Şşşt ,genç... Bak bakalım haritaya , kaç kilometredir buradan Kaş ?


Fethiye'den çıktan sonra , önümüzde dorukları karla kaplı dağlar bizi karşılıyolar. Karları görünce seviniyor ve işte dört mevsimi bir arada yaşabileceğimiz güzel yurdumuz. Ama ben o sırada dönüş yolunda karşılaşacaklarımı bilmediğim için şimdi kar görünce seviniyorum.



Yolda Letoon antik kentine uğruyoruz. M.Ö. 7. yüzyılda kurulmuş bu yer , buranın mitolojik hikayesi , tabelada yazıldığı gibi şöyle:

"Romalı şair Ovidus'un anlattığına göre , tanrıça Leto, tanrı Zeus'tan olan ikiz çocukları Apollon ve Artemis'i Ege denizindeki Delos adasında doğurur. Zeus'un kıskanç karısı Hera'nın gazabından kaçarak Anadolu'ya gelir. Bugün Letoon'un bulunduğu yere varır ve buradaki kaynakta çocuklarını yıkamak ister. Ancak halk, tanrıça Hera'dan korktuğundan Leto'yu istemez, bu duruma sinirlenen Leto , bütün yöre halkını kurbağaya çevirir."

Yani buradan anlayacağımız şey , Tanrıçaların işine karışmayacağız , tanrıçalar arasında ayırım yapmayacağız , hepsini sevip sayacağız, yoksa mazallah kurbağa olmak işten bile değil. Tamam siz belki korkmadınız ama ben ordaki canlı kurbağaları görünce hafiften bir ürpermedim değil hani. Bundan sonra Heraydı , Letoon ayırmayıp , hepsine gereken saygıyı göstereceğim icon_smile.gif

Neyse , fazla uzatmayayım , işte resimler.









Letoon kalıntılarında okuduğumuz kurbağalaştırma olayından sonra , işi şansa bırakmayıp , tanrılara saygısızlık etmemek adına , Patara Antik kentini de ziyaret ettik.




Sonra da sahile bir bakalım dedik buraya kadar gelmişken.
Plaj , Caretta caretta ların yumurladıkları yer olduğundan koruma altına alınmış. Denizden 20 metre içeriye ve sonrasına yumurladıklarından , bu bölüme şezlong ve şemsiye koymak yasak. Ayrıca yapılaşma da yok. Yiyecek içecek servisi yapan ufak ahşap bir baraka ve büyükçe bir çardak var , hepsi bu.




Tekrar yola koyulma vakti. Yolumuz üzerinde Kalkan var ancak girmiyoruz , daha önce gezdiğimiz yer , sadece tepeden fotoğraflamakla yetiniyoruz.



Burası da Kaputaş plajı , manzara olarak süper. Ama bana plajdı , kumdu uymaz. Acilen Kaş'ın kayalık , derin ve buz gibi denizine ihtiyacım var.




Kaş'a giriyoruz, evegelmiş gibi hissediyorum kendimi. Hemen Meltem Pansiyona kapağı atıyoruz. Gerçekten çok güzel ve çok temiz bir pansiyon. Aslında daha Kaş'ta kötü bir otel yada pansiyona denk gelmedim. En az 8-9 değişik yerde kalmışımdır Kaş'ta.




Sonrasında hemen mayoları giyip , Küçükçakıl'daki Derya plajına koşuyoruz. Havalar çok sıcak değil , bir de Derya'nın altında tatlı su kaynağı olan soğuk suyu birleşince biraz üşütüyor bizi , ama yine de soğuk sularda kendimize geliyoruz. Pelikanlar da bize karşılama töreni yapıyorlar adeta.





Akşam yemeğinden sonra Mavi Bar'a gidiyoruz. İlk 94 yılında gitmiştim Mavi'ye , o zamandan beri fazla değişmedi , hala güzel müzik çalmak için direnen ender barlardan biri. Mavi yi gündüz görürseniz , kır kahvesi gibidir. Akşam ise çalan müzikten ve kalabalığından bar olduğunu anlarsınız. Şık koltuklar , iyi dekorasyon yoktur. Bu işler biraz ruhla ilgili tabi. Her mekanın bir ruhu vardır , kolay kazanılmaz. Neyse , fazla uzatmayayım , mavi bana her zaman güzel müzik ile birlikte huzur veriyor. Aynı Kaş'ın kendisi gibi. Gerçekten , denizi , doğası, barları, lokanta ve restaurantları , esnafı ve genel olarak insanı ile diğer tatil yörelerinden çok çok farklı. İnşallah tatilde kendimi rahat hissettiğim bu şirin ve samimi ilçe , diğerleri gibi bozulmaz.





Ertesi gün hava biraz kapalı. Ben sabahtan Saklıkent Kanyonuna gitmeye niyetliyim , daha önceki gelişlerimde bir türlü kısmet olmamıştı. Ama bizim Cenk bezginlik hastalığından muzdarip bu sabah. Muavini , odaya gözkulak olması için bırakıyor ve yola çıkıyorum icon_smile.gif

Bırası saklıkent kanyonundan suyun oluşturduğu çay.


Ve saklıkent kanyonunun girişi.


Tabii ki bu kanyonun sonuna kadar gideceğim.




Bu son resimden sonrasına ilerleyemedim. Oradaki ufak şelalenin önü , bir adam boyu derinlikletmiş. Geçilmez değil , ancak o buz gibi suda biraz zor. Kısacası , ileri gitmekten korkmadım , yanımda yük taşıyan yerliler , daha ileriye devam etmeyeceklerini söylediler, ileride kötü ruhlar varmış , ben de Indiana Jones olmadığımdan , el mecbur geri döndüm , yoksa yerliler gelse giderdim icon_smile.gif


Bir sonraki gün , Kaş'ta hava kapalıydı. Normal planımız , akşama kadar denize girmek , sonrasında Cuma günü işbaşı yapmak zorunda olan Cenki akşam 18.30 otobüsüne bindirmekti. Ben de ertesi sabah 05.00 da yola çıkacak , yorulana kadar gidip , geceyi herhangi bir yerde geçirip , Cumartesi sabah İstanbul'da olacaktım.

Havanın kapalı olması tüm planları altüst etti. Ben de madem denize giremiyorum , şimdi yola çıkayım , Afyon yada Kütahya'ya kadar giderim , orda bir gece kalır , ertesi gün devam ederim dedim , tüm yükleri otobüsle gidecek olan Cenk'e verdim ve sabah 11.30 gibi Kaş'tan tekbaşıma yola çıktım. Kaş - Elmalı - Korkuteli - Burdur - Afyon istikametinde gitmeye karar verdim. Ancak yayla yoluna girdiğimde bazı şeyler kötü gitmeye başladı. Bkz alttaki resimler.



Sonrasında hava iyice karardı ve soğudu. Önümdeki tepelere yıldırımlar düşmeye başladı. Ben geri dönüp dönmemek arasında kararsızlıkla boğuşurken , motorumla tırmanmaya devam ediyordum. Bir yandan da seyrettiğim belgesellerdeki yıldırımlar hakkındaki bilgileri hatırlamaya çalışıyordum. Yanılmıyorsam , yıldırım yerden çıkar , gökten düşmez. Motordayken yerle aramda lastikler var , devre açık. Ayağımı yere koyup , döndürmeye çalışırsam riskteyim, yerle gökyüzü arasında iletken vazifesi görebilirim. Bunları düşünürken hala devam ediyordum. 2 tane köy geçtim hepsi terkedilmiş gibiydi , ben de hiç durmadım. O sırada yağmur da başladı. Önce yavaş yağan yağmur , sonradan iyice şiddetlendi. Korkmadım desem yalan olur , şu yıldırım olayından gerçekten korkuyordum. Ayrıca etrafın ıssızlığı da korkumu şiddetlendiriyordu. Yayla yoluna girdiğimden beri bir minibüs dışında hiçbir araç görmemiştim yaklaşık 1 saattir. Sağanağın başlaması ile karşıdan bir tane resmi plakalı araç geçti. Bu beni biraz rahatlattı derken dolu sağanağı başladı. Çok yavaş gidiyordum kaymamayım diye. Dolu sağanağı şiddetini iyice arttırdı , fındık büyüklüğünde yağmaya başladı. Kaskımın içinde anormal bir gürültü vardı ama bundan oldukça memnundum , çünkü kask olmasa gerçekten az da olsa kafa yarabilme ihtimalleri vardı. Bu sırada motorun termometresine baktım , 2 dereceyi gösteriyordu ve yanıp sönüyordu , uyarı veriyordu. Yerler bembeyaz dolu olmuştu ve ben bu durumda kaymamak için 10-15 km/h hızla gidiyordum. Neyse ki o bölümde hala tırmanıştaydım ve fren yapmama gerek olmuyordu. Her ne kadar motordan inmek istemesem de , durup bunu görüntülemem lazım dedim ve indim.




Dolu yağışı bitmişti. Soğukta her motora binişimde olduğu gibi ellerim donmuştu. Ancak bu sefer daha da kötüsü vardı , pantolonum sırılsıklamdı. Bacaklarım üşümenin ötesinde , resmen yanıyor gibiydi. Bu şartlar altında , her an bir ağacın arkasından bir kutup ayısı çıkabilir diye beklerken , yanımdan turistleri taşıyan bir cip ve bir Renalt 12 geçti. Beni durmuş olarak görünce baktılar , bende elimle iyiyim sorun yok şeklinde hareket yaptım. Hemen fotoğrafları çekip yola devam ettim. Amacım , yerlerin dolu ile kaplı olduğu bölümü geçtikten sonra cipe yetişmek ve en azından onları takip etmekti. Neyse ki , bu beyaz örtü 1 km sonra kendini yağmura bıraktı. Turist cipi ise , gezme amaçlı olduğundan yavaş gidiyordu ve onlara yetiştim. Dalyan'dan gelen daha büyük yola çıkana kadar beraber devam ettik. Bu yola çıkmadan önce adını hatırlayamadığım bir geçitten geçtik , tabelada 1580 metre yazıyordu.

Büyük yola çıktıktan sonra , süratimi biraz arttırdım , çünkü bacaklarım ve ellerim donuyordu. Biran önce kuru giysiler bulmak zorundaydım. Elmalıya geldim , pek durulacak gibi değildi sanki , merkeze girmeden devam ettim. Sonunda zor da olsa Korkuteli'ne ulaştım. Bir köfteciye girdim. Sağolsunlar çok yardımcı oldular bana. Montu ve eldivenleri , yola çıktığımda sıcak olmaları için ocağın yanına astılar. Ancak sırılsıklam olan pantolonum için yapabilecekleri birşey yoktu. Giyecek satan mağaza sordum , tarif ettiler. hemen gittim bir pantolon ve iç çamaşırı aldım ve orada değiştirdim. Sonrasında geldim ve hayatımda içtiğim en güzel çorbayı içtim. Köfteleri de gerçekten çok güzeldi. Yaklaşık 1.5 saat burada kaldım. İyice ısındıktan sonra Burdur'a varmak için yola çıktım. Amacım Burdur'da bir otelde kalıp , ertesi gün devam etmekti.



Saat 16.00 gibi Korkuteli'nden ayrıldım , yolda Çeltikçi de yine çok sağlam bir sağanak yağmura denk geldim ve pantolon ve iç çamaşırı tekrar sırılsıklam oldu. Sonunda 17.00 gibi Burdur'a vardım ve hemen kendimi en güzel görünen otele attım. Aslında o durumda hepsi gözüme çok güzel görünüyordu. Otele yerleşir yerleşmez, saç kurutma makinesi ile çorabımdan donuma kadar herşeyi kuruttum ve sonrasında sıcak bir duş aldım. Neyse ki montum hiç ıslanmamış , altındaki giysilerimi de kuru tutmuştu. Sadece kolları biraz nemlenmiş gibiydi , onu da kuruttum ve akşam yemeği yiyip , sabah saat 05.30 da uyanmak üzere yattım.

Sabah saat 05.50 de Burdur'dan ayrıldım , 1 saat boyunca soğukla mücadele ederek , kahvaltı edecek bir yer buldum. Termometre yine 2 yi gösteriyordu. Güzel bir kahvaltı ve 4 adet büyük bardak çay beni ancak ısıtabildi ve tekrar yola koyuldum. Bozüyük'e kadar çok güzel , sorunsuz gittim. Buradan sonra dar yol ve kalabalık kamyon trafiği yüzünden tedirginlik yaşasam da , kamyonlardan uzak dura dura Sakarya otobana vardım. Tam rahatladım derken , siddetli rüzgar yüzünden hızımı azaltmak zorunda kaldım ve kamyonlar ve otobüslerin yarattığı hava akımları ile sarmaş dolaş olduk. Tek başınıza yavaş gitmek zorunda olunca , kamyon ve otobüsler sizi sollarken tam olarak yan şeride geçmiyorlar ve bu benim hava akımından daha çok etkilenmeme sebep oluyor. Bunun çözümünü de yavaş giden bir kamyonun arkasına sığınmakta buldum. beni geçecek olan , kamyonu da geçmek zorunda olduğundan , açıktan geçmek zorunda kaldı. Rüzgar şiddetini azaltana kadar böyle devam ettim. Sonrasında rüzgarın azalmasıyla , rahat bir yolculukla saat 15.50 civarında gişelerden girdim ve İstanbul'a ulaştım.

Bu yolculuk bana birçok şey öğretti, eminim bundan sonrakiler de öğretecektir. Pantolonun önemli olduğunu biliyordum ve şu aralar araştırıyordum. Torosların da serin olacağını biliyordum , ona göre sıkı giyinmiştim. Yağmur ve dolu yemesem , çok fazla üşümeyecektim , bu kadar sıkıntılı olmayacaktı. Bir gün önce denize giriyor bile olsak , her koşula her zaman hazırlıklı olmayı öğrendim. En azından yanımda tulum şeklinde olan bir yağmurluk olsaydı , beni büyük sıkıntılardan kurtarabilirdi. Bu Toroslarda da , İstanbulda'da geçerli.

Sonuç olarak , yaptığım bu yolculuğa baktıp , neyi yapardım , neyi yapmazdım diye kendime sorduğumda , yapmayacağım şey , Bozüyük - Bilecik - Pamukova yoluna girmek olacaktır. Toroslar mı ? Üşüdüm , sıkıntı çektim ama yine girerim icon_smile.gif
_________________


To live is to die...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder AIM Adresi
V-Strom
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: May 05, 2004
Mesajlar: 2535
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 7:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

icon_wink.gif üzülme aynı yollarda aynı yağmurlara bizlerde yakalandık.. güzel rapor devamını bekleriz
_________________
Ümit Yayla
İstanbul

BMW R 1200 GS 2005

A Rh (+)
0 212 334 57 00 (iş)
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder AIM Adresi Yahoo Messenger
tekel
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Jul 16, 2007
Mesajlar: 338

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 9:35 pm    Mesaj konusu: Re: Güzel Ege Akdeniz Yolculuğu ve Zorlu Geri Dönüş Alıntıyla Cevap Ver

Resimler super, elim ayam titremeye basladi icon_lol.gif Haftaya isten kacip bi yereler gitmem gerekiyor!!!

Beau_Ra demiş ki:
Ayrıca yapılaşma da yok. Yiyecek içecek servisi yapan ufak ahşap bir baraka ve büyükçe bir çardak var , hepsi bu.


Bu yuzden Patara plaji tertemiz, keske hepsi boyle olsa icon_rolleyes.gif
_________________


Yamaha XTX

www.xt660.com
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Yahoo Messenger
teoman28
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 207
Nerden: İstanbul-Giresun-Edirne

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 9:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tebrikler , keyifle okudum paylaşımın için teşekkürler yollarda görüşmek dileğiyle...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder AIM Adresi Yahoo Messenger
tts33
Katilimci Uye
Katilimci Uye


Kayıt: May 28, 2007
Mesajlar: 65
Nerden: istanbul/bahçelievler

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 9:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

güzel gezmişsin sana artık enduro veya büyük bir motor yakışır
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder AIM Adresi Yahoo Messenger MSN Messenger
VAP53
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Jul 28, 2003
Mesajlar: 12125
Nerden: İstanbul/Çanakkale

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 5:56 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bora cok tesekkurler, bu bahar gunlerinde icim isindi ama o kar da nereden cikti? icon_rolleyes.gif (Jimi HENDRIX tisortune bayildim icon_wink.gif )
___________________
Sevgiler.
V.Ahmet PINAR - Ist./C.kale

SAGLIK, HUZUR, MUTLULUK, BEREKET ve BERABERLIK.
22-28 Haziran, 3.MARMOK Festivali'nde görüsmek uzere...

R 1100 R
GT 200
GSM : 0-532/264 17 30
www.kolinhotel.com
mail: vap1953@yahoo.com
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder AIM Adresi
kdalak
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Nov 30, 2007
Mesajlar: 599
Nerden: İzmir

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 6:20 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Heyecanlı bir gezi olmuş. Biraz bana, geçen sene 9 Temmuz da Dalamandan dönerken yediğim yağmuru hatırlattı.

VAP53 demiş ki:
Bora cok tesekkurler, bu bahar gunlerinde icim isindi ama o kar da nereden cikti? icon_rolleyes.gif (Jimi HENDRIX tisortune bayildim icon_wink.gif )


Ya Ahmet abi bi dur yaaa bi gençleri önünü tıkama yaaaa. Onu ben diyecektim. icon_lol.gif icon_lol.gif icon_lol.gif
_________________
NC700X
Oooohhh suyundan da koy.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder AIM Adresi
MCE63
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Apr 19, 2007
Mesajlar: 419
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 6:22 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yazı erken getirmişsin, kıskanmadım desem yalan olur. icon_sad.gif
Dört mevsimi bir arada yaşamışsın, her na kadar doluda ıslanıp üşüsende zevkli bir yolculuk olmuş kanımca.
Meltem pansiyonda bende konaklamıştım, bir çift işletir çok sıcak kanlı insanlardır, rampadan aşağı Kaş' a vardığınız ilk kavşakta seni boş oda var diye kaparlar ve pansiyona götürürler, terasta kahvaltı yapmak güzeldir.
Bu güzel rapor için teşkkürler, devamıda gelsin lüfen. icon_biggrin.gif
_________________
M. Cenk Ertükel
A Rh (-)
0532 745 03 47

R1150 GS 2001 Gümüş At
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
bberksan
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Aug 19, 2003
Mesajlar: 816
Nerden: Istanbul

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 7:47 am    Mesaj konusu: re Alıntıyla Cevap Ver

Guzel macera olmus. Guzel ve egitici.
Motorunuz scooter oldugu icin sanslisiniz. O yagmur dolu ve 2 derece sicakliga normal bir motorla eksik techizatla yakalansaniz cok daha fena hirpalanirdiniz. Dolu da dusmediginiz icin de tebrikler.
_________________
I need your boots , your clothes and your motorcycle.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder AIM Adresi Yahoo Messenger
motorizmir74
Yeni Kullanici
Yeni Kullanici


Kayıt: Mar 12, 2007
Mesajlar: 3
Nerden: izmir

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 9:22 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bnmde heycanla takip ettim topicler gezi yazıları inş bnada kısmet olur boyle bir gezi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder AIM Adresi Yahoo Messenger MSN Messenger
superpose
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Mar 05, 2007
Mesajlar: 876
Nerden: istanbul

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 10:12 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

çok güzel bir rapor olmuş.Tebrikler.
Hele insanın daha önce gördüğü yerler,diğer üyelerimiz tarafından da resmedildiği zaman daha da zevkli oluyor, okumak ve fotoları izlrmek.
ellerinize ve motorunuzun tekerine sağlık.
Başka gezilerde görüşmek üzre
_________________
AKLINIZDA,KASKINIZDA BAŞINIZDA OLSUN

________________
akif ORUN A RH (+)
ARA GOLD MEMBER
Gsm:0532 3534036
R 1200 G
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder AIM Adresi Yahoo Messenger
Goldwinger
Yeni Kullanici
Yeni Kullanici


Kayıt: Jun 10, 2004
Mesajlar: 6

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 11:04 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çok güzel bir tur ve rapor olmuş.Paylaşım için teşekkürler.Bu geziden aldığım bir ders var ki o da ,motosiklet kullanan her kişinin motorunun çantasında bir yağmurluk bulundurması gerekiyor.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder AIM Adresi Yahoo Messenger
VAP53
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Jul 28, 2003
Mesajlar: 12125
Nerden: İstanbul/Çanakkale

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 5:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

kdalak demiş ki:
Ya Ahmet abi bi dur yaaa bi gençleri önünü tıkama yaaaa. Onu ben diyecektim. icon_lol.gif icon_lol.gif icon_lol.gif

Kagan'cigim emrin olur; hemen sileyim, sen de yeter...
Amacim ön tikamak degildi, rahmetlinin konserine gitme onurunu yasamis biri olma farkıydı belki... icon_wink.gif
___________________
Sevgiler.
V.Ahmet PINAR - Ist./C.kale

SAGLIK, HUZUR, MUTLULUK, BEREKET ve BERABERLIK.
22-28 Haziran, 3.MARMOK Festivali'nde görüsmek uzere...

R 1100 R
GT 200
GSM : 0-532/264 17 30
www.kolinhotel.com
mail: vap1953@yahoo.com
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder AIM Adresi
Beau_Ra
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Jan 03, 2008
Mesajlar: 169
Nerden: Kalkan/Kaş/ANTALYA

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 5:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

VAP53 demiş ki:
kdalak demiş ki:
Ya Ahmet abi bi dur yaaa bi gençleri önünü tıkama yaaaa. Onu ben diyecektim. icon_lol.gif icon_lol.gif icon_lol.gif

Kagan'cigim emrin olur; hemen sileyim, sen de yeter...
Amacim ön tikamak degildi, rahmetlinin konserine gitme onurunu yasamis biri olma farkıydı belki... icon_wink.gif
___________________
Sevgiler.
V.Ahmet PINAR - Ist./C.kale

SAGLIK, HUZUR, MUTLULUK, BEREKET ve BERABERLIK.
22-28 Haziran, 3.MARMOK Festivali'nde görüsmek uzere...

R 1100 R
GT 200
GSM : 0-532/264 17 30
www.kolinhotel.com
mail: vap1953@yahoo.com


Ahmet abi söylecek söz bulamıyorum. Tıkandım kaldım icon_eek.gif . Bir organizasyonda bu konserle ilgili anılarınızı dinlemek için şimdiden sabırsızlanıyorum.

Ayrıca gezi raporumda yazmayı atlamışım. Bu geziye çıkmadan önce gerek özel mesaj, gerekse bazı başlıklar altında bana güzergahtaki yollar hakkında bilgi veren herkese çok teşekkür ederim.
_________________


To live is to die...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder AIM Adresi
YektaAli
Tecrubeli Uye
Tecrubeli Uye


Kayıt: Oct 14, 2004
Mesajlar: 2253
Nerden: TEKİRDAĞ

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 6:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İşte bu ! Hem SCOOTER hem Piaggio Hemde X9.

1580 Rakım da,Buzların içinde,0 Rakım da Carettaların yanında icon_arrow.gif

Tebrikler Bora ,çok güzel gezmişsin.Geçen Eyül ayında geçtiğim yerler,kıvrıldığım virajlar,yıkandığım sular.

Koskocaman,binlerce Avro'luk makinalar kapalı garajlarda örtü altında yatarken sen kalk 250 cc ile git oralara,bir de SCOOTER motosiklet değildir derler.

Evet ,bence de motosiklet değil.. icon_twisted.gif
_________________
www.yakurtulus.com
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Ikiteker Motosiklet Grubu Web Sitesi Forum Ana Sayfası -> Geziler/Toplantilar Tüm saatler GMT
Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Forums ©

   
 

All logos and trademarks in this site are property of their respective owner. The comments are property of their posters, all the rest © 2002 by me
You can syndicate our news using the file backend.php or ultramode.txt